29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
İnka Tescil İnternet Hizmetleri
İnka Tescil İnternet Hizmetleri
ADEM ÇİMİÇ

ADEM ÇİMİÇ

Mail: ademcimic@hotmail.com

Bunları hatırlatmak zorunda kaldığım için üzgünüm.

 

           Önümüzdeki süreçte sıkça kullanacağımız bazı kavramları ve ne işe yaradıklarına şöyle bir Bakmak istedim.

 

          Bunlardan birisi siyaset, diğeri ise politikadır. Her ikisinin de  doğuşu, monarşinin yaşandığı zamanlarda olmuştur. (monarşi yönetimlerin tek kişi ya da belli zümre tarafından ele geçirilmesi,kaynaklarında bu tek kişi veya belli zümrelere kullanılması, bunların da kalıtsal olarak aileden yine aile üyelerine devrederek devam etmesidir.)

 

          İşte Bu dönemlerde siyaset, Devletin ve organlarının özel yetenekleri,  özel görüşleri,   özel anlayışlarları olan,  (Liyakat, ehliyet, sadakat ve benzeri özellikleri olan) kişilerce düzenlenmesine,  yürütülmesine verilen ad olarak ortaya çıkmıştır.

 

          Bunları yapan kişilere ise politikacı denilmiştir. Buna söyle de diyebilirsiniz, insanların vekalet vererek kendisinin temsil edilmesini istediği kişiye politikacı denir.

 

       Politikacılar ise hiçbir şey olma çabası, gayreti içinde olmayan insanlardan olmaktadır. Doğası gereği onlar bir veya birkaç çocuğun babası değil, bir toplumun bir milletin babası olmak gibi zorunlulukları  vardır.

 

         İşin aslı Bu olduğuna göre, günümüzde bu kavramlar insanlar tarafından nasıl algılanmaktadır. Bir de buna bakmak gerekir.

          Yine işin doğası gereği politikacılar her zaman toplum ile güç simsarları ve daha çok güç elde etmeye çalışan güç simsarları arasında kalmışlardır.

          İşte bu sıkışmışlık politikacının gerçek yüzünü, inancını ve samimiyetini ortaya çıkartıyor. Hiç  bir şey olmak, bir şey olmaya geliyorum,  bir şeyler yapıp insanlara hizmet etmeye geliyorum diyen bir insanın göreve getirilmesi ve bu sebeple politikacı oluşu ile beraber İmtihanı da başlamış olur.

 

        Aslında bu dinimize göre insanın nefsi ile olan imtihanıdır ki din alimleri en büyük siyasetçinin Allah (cc) olduğunu söylerler ve ben de buna katılırım.

          Bu vesile ile Müslümanlar siyasete bulaşmamalıdır, siyaset yalancı ve sahtekar işidir söyleminin yanlışlığına da dikkat çekmiş olalım.

 

          Hatta önemli bir siyaset adamımızın  tarihe geçecek şu sözü Hiç aklımdan çıkmaz,  siyasete uzak duran Müslümanları ve toplumları gün gelir Müslüman olmayan, hatta İslam düşmanı olan insanlar yönetir demişti.

 

         Asıl Konumuza dönecek olursak, daha doğmadan dumura uğramış bir siyaset, politika enkazı içerisindeyiz. Daha doğmadan diyorum, çünkü dünyada siyaset, politika, demokrasi ile ilgili kavramlar tam anlamıyla oturtulmuş değildir.

 

         Bu kavramlar güç simsarları  ile halklar arasında her iki kesimi razı edecek bir yapıya, uygulamaya geçememiştir.

 

Bunun yegane sebebi ise, politikacıların o ince çizgide dik duramamalarından, vaatleri ile güç simsarları  arasında kalıp, insiyatifi güç simsarlarından  yana kullanmalarından  kaynaklanmaktadır.

 

Buna biraz da cahil toplumların katkı sağladığı gerçeğini de yadsımamak gerekmektedir. Şunu da belirtmeliyim ki işin aslı politikacılara yetki veren halk olduğuna göre, halkın ise güç simsarlarından  sayıca çok fazla hatta kıyaslanamayacak derecede çok oldukları halde, neden politikacılara gereken tepkiyi veremezler, neden halk kendi vekaletini verdiği ve vekaleti aldıktan sonra güç simsarlarının  safına geçen politikacıya dur diyemez.

 

İşin en önemli can alıcı kısmı da burasıdır.

 

          Çünkü hani baştan söylemiştik ya, politika özel yetenek ve görüşler ile siyaset yapmak sanatıdır, siyaset bir topluluğun kontrol edilmesi, ikna edilmesi gibi yöntemlerin genel anlamıdır diye..

İşte yolunu değiştiren politikacı bu durumunu tam tersi göstermek için, güç simsarlarının yanında durduğu halde, halkın yanındaymış gibi gösterebilmek adına yaptığı oligarşik uygulamaların örtbas etmek için kendisinde bulunan  bütün o özel yeteneklerini halka karşı kullanıyor.

 

       Halbuki o yetenekleri ve özel durumunu kullanarak siyaset yapacak, devlet ve organlarını yürütecek, toplumların ve insanların refah, huzur ve birlikteliklerini, bütünlüğünü sağlayacaktı.

 

         Bunun yerine imtihanını kaybedip bu kaybını ve ayıbını da özel yetenekleri ile halka yutturmaya çalışıyor.

 

         Tam da burada başta da dediğim, cahil toplumların varoluşu devreye giriyor ve politikacının ayakta kalmasına sebep oluyor, en büyük gücün kendileri olduğunu anlayan toplumlarda kesinlikle oligarşik yapılar barınamaz, politikacılar güç simsarlarının  yanında saf tutamazlar.

 

         Bu değerlendirme  küresel ölçekte değerlendirilmesinde yarar vardır. Bölgesel ve lokal bir takım gelişmeler ile  sınırlandırılmasını  istemem.

          Bir sonraki yazımız, güç simsarları ile politikacılar  arasındaki ilişkinin neden çok güçlü olduğu ile ilgili olacaktır.

Hoşçakalın...

Facebook Yorum

Yorum Yazın