3- İnka Tescil SECCADE YAN TARAF
4 -İnka Tescil İnternet Hizmetleri OTO SOLO YAN TARAF
Osman ŞAHİN

Osman ŞAHİN

Mail: info@yongazetesi.com

KOŞ POLİS AMCA KOŞ, KOCAM BENİ DÖVÜYOR..

Gündem İstanbul sözleşmesi..

Sloganı ise,

“İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!”

Bana göre, şahsen benim tespitlerim ise,

“İstanbul sözleşmesi öldürür”

Ve.. öyle de oldu. 1 Ağustos 2014 tarihinden beri de öldürdü.

Dikkat ederseniz

Sözleşme 11 Mayıs 2011’de imzalanıyor, üç yıldan fazla bekletilerek, 1 Ağustos 2014 de uygulamaya konuluyor. Çünkü, atılan bir imza vardı.

Şimdi 7 yıl sonra da feshediliyor.

Keşke bu uygulama sürecinde hiçbir kadınımıza el kalkmasa, hiçbir kadınımız öldürülmeseydi. Kimseye şiddet uygulamasaydı. Sözleşme devam etseydi.

Şimdi bu sözleşmeden neden çekildiği için gösterilen tepkilerde haklı çıkılsaydı.

 

Sözleşmenin içeriğinde ise, Toplumsal cinsiyeti toplum tarafından kurgulanmış davranış ve eylem hâli olarak niteleyen metinde kadına yönelik şiddet insan hakkı ihlâli olarak değerlendirilmektedir ve şiddet, cinsel istismar, taciz, tecavüz, zorla ve erken yaşta evlendirilme ile namus cinayetleri gibi durumların kadınları toplumda "öteki" durumuna getirdiği ifade edilmektedir. Sözleşmedeki şiddet tanımı kadına karşı her türlü ayrımcılığın yok edilmesi sözleşmesinin (CEDAW) 19. tavsiyesi ve kadınlara yönelik her türlü şiddetin ortadan kaldırılmasına ilişkin BM Bildirgesinin tanımıyla benzerlik göstermekle beraber psikolojik şiddet ve ekonomik şiddet ibareleri de ayrıca eklenmişti.

Süreç devam etti.

Kadına şiddet uygulandı.

Kadın cinayetleri arttı. Maalesef ister kabul edin, ister ret edin, tek nedeni ise İstanbul sözleşmesidir.

Şunu öncelikle bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Bu konuda ne iktidarın yanındayım, ne muhalefetin, ne kadının ne de erkeklerin.

Sadece bildiğim ve gördüğüm doğruları ifade etmek istiyorum..

Ben İstanbul sözleşmesi ilk imzalandığında bu sözleşmenin bir kira kontratı veya İstanbul’un birilerine kiralandığını veya bir alış-veriş sözleşmesi sanmıştım.

Sonra içeriğini okuyup, öğrendim ve  uygulama 7 yıldır da devam ediyor.

Peki ne oldu..

Bu sözleşmeyle kadın, çocuk ve genç kızlarımız kurtuldu mu?

Daha aksi olaylar cereyan etti, şiddetler daha çok arttı..

Neden?

Çünkü, serbest yaşamak istediğini yapmak arzusunda olan kadınlar şımardı da ondan..

“Kocam bana şiddet uygularsa Polis çağırır, şikayetçi olurum” güvencesi var da ondan.

Bir aile bireyinin huzurunu, mutluluğunu Polis sağlıyorsa o ailenin veya karı-kocanın birlikteliği asla huzurlu devam etmez. O ailenin huzuru bitmiş, birliktelik bozulmuş demektir.

Ben bir erkeğim. Bir aile reisiyim, kadın da o evin asli bir ferdidir. Ortak yaşam, ve hakları da eşittir.

Yazımın başlığında “KOŞ POLİS AMCA KOŞ, KOCAM BENİ DÖVÜYOR..”diye başladım.

Çünkü, sadece bir örnek vermek istiyorum.

Koca eve geliyor, evde yemek yok, bulaşıklar duruyor, eşi oturmuş film izliyor, veya  internete takılmış, erkek yemek istiyor. Kadın da “Az film bitsin”  ortalık da beter halde  bu sefer tartışma başlıyor.

Buna inat eden kadınlar, “Kocamın eli yok mu, pişirsin yesin” diyorlar. Zaten kıyamet de ondan kopuyor.

Bizim Türk geleneğinde örf ve adetlerimizde evin işi kadına, dışarı işi de erkeğe  mahsustur.

Erkek adam gibi  adamlığını, erkekliğini, görevini bilecek, kadın da kadın gibi kadınlığını bilirse, o evde hiç şiddet olmaz,“İstanbul sözleşmesi”nede gerek kalmaz.

Kadının güvencesi vardır, kavga çıkar, şiddet görürse, hemen Polisi arayarak eşinden şikayetçi oluyor. Burada erkek dinlenmeden kadının şikayeti dikkate alınarak geçerli oluyor ve kocaya  evden belli bir süre uzaklaştırma kararı veriliyor.

O koca artık cezası bitene kadar evine giremiyor.

Bu süre içinde kadın daha rahat bir ortamda istediği serbest hayatı  yaşıyor.

Koca da ya arabası varsa içinde, ya da eş, dost ve akrabalarının yanında kalıyor. Son çare sokakta yatıyor.

Adamcağız, perişan olur, çocuklarını özler ve evine dönünce yine bir tartışma başlar, çünkü artık daha ne karı-koca sevgisi, ne  huzur, ne de güven kalmıştır.

Aile huzurunun devam etmesi için en çok görev de erkeğe düşmektedir.

Kadına bağramazsın, şiddet uygulayamazsın, onu madur etme, küçümseme ve aşağılama hakkına sahip değilsin. Aynı sorumluluk kadın için de geçerlidir.

Eşitlik, hak, hukuk, sevgi, saygı ve anlayış..

Bir aile bireyinde bu denge bozulmuşsa, bunu ne “İstanbul sözleşmesi” düzeltir, kurtarır ne de ne eve gelen Polis..

Şimdi kadınlar çığlık atmaya, tepki göstermeye başladılar.

Bu sözleşmede Erkekler için geçerli maddeler de var, bunu fırsata çeviren erkekler de yok değil.

Tanık olduğum konulardan birisi de adam dolandırıcı, iş yerine alacağı olan biri geliyor. Yalandan borçlu olan kişi tartışma, kavga gürültü çıkarıyor, hemen can güvenliğim yok, bana saldırıyor diyerek şikayetçi oluyor.

Çünkü, İstanbul Sözleşmesi, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi olan  yaşlıları, engellileri, göçmen ve mültecileri, hatta LGBTİ bireyleri kısaca herkesi koruduğu için hemen Savcılık bir karar veriyor, alacaklı şahıs en az 6 ay alacağı olan  borçlunun çevresine uğramaması için uzaklaştırma kararı veriliyor. Bu arada borçlu olan dolandırıcı da kısa bir süre de olsa bayram  ediyor. Alacaklı olan da lanet ederek o kapıya bir daha uğramıyor.

İşte size İstanbul sözleşmesi.. ”KOŞ POLİS AMCA KOŞ, DEĞİL Mİ?”

Kimse kusura bakmasın burada madur olan sadece kadınlar değildir.

Bu sözleşme gerçekten sorunu çözecek bir sözleşmeyse gelin kadın, erkek, genç yaşlı demeden hepimiz tepkimizi ortaya koyalım ve bu şiddete de son verelim.

Peki Kadınlara şiddeti kim yapıyor?

Biz erkekler..

Valla ben kadınlara bakmaya kıyamıyorum, sevmeye okşamaya doyamıyorum, hangi erkeğin eli kadına kalkıyorsa ben o eli hiç düşünmeden kırarım.

Aile bireylerinden hangisi huzuru bozarak, İstanbul sözleşmesine sığınarak yararlanmak istiyorsa, hiç de kusura bakmasın, “DEF” olup gitsin, o gibilerin huzura, mutlu bir yuvaya zaten ihtiyacı yoktur.

Gelelim işin başka bir açıdan son noktasına..

Taksim gezi parkı tamam.

Kanal İstanbul projeleri devam.

Bir gecede Merkez bankası başkanı değişiyor.

HDP Kapatma davası, milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılıyor.

Saf garibanlarım ellerinde “İstanbul Sözleşmesi korur” diye köprübaşında pankart asarak umut bekliyorlar.

“KOŞ POLİS AMCA KOŞ,Şu pankart asanları koru..

Bunlar coşmuş tam gaz gidiyorlar ama, nereye?

Günaydın, güzel ülkemin güzel insanları…

Facebook Yorum

Yorum Yazın