29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
İnka Tescil İnternet Hizmetleri
İnka Tescil İnternet Hizmetleri
Osman ŞAHİN

Osman ŞAHİN

Mail: info@yongazetesi.com

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KADINLARI KORUYAMADI..

Adı : İstanbul sözleşmesi..

Aslında bir kanun..

Şaşırmayın bir kanununun adı, hukuksal olduğu halde “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ” olarak kabul ediliyor.

Ben şahsen ilk önce İstanbul’u ilgilendiren, Ankara, İzmir, veya Ordu’yla ilgisi olmayan bir sözleşme sanıyordum..

Meğer Türk medeni kanununda ailenin korunması için Türkiye’nin hukuk sisteminde yer alan ve Kadınları şiddetten, tacizden ve işkenceden korumak amaçlı çıkarılan bir yasa olduğunu öğrendim.

İstanbul’da imzalandığı için de adı “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ” olarak biliniyor.

Şunun altını çizmekte fayda görüyorum.

BİZİM ERKELERİMİZ KADINLARI NİYE DÖVER, KADINA KARŞI ERKEKLİK DÖVMEK OLMAMALI, SEVMEK OLMALIDIR.

Çünkü, biz veya çevremizde yaşayanlar,  kadına şiddet nedir, kadın dövmek, kadına kötülük yapmak, veya kadının erkeklerimize karşı saygısızlık etmesi gibi bir olay yaşamadığımız için ki; biraz ters ve abes görüyorum.

Kadını sevmek, okşamak, onu onure etmek gibi bir davranış varken, kadına tokat atmak nedir?

Her kim kadınlarımızı dövüyor, onlara şiddet uyguluyorsa, elleri kırılsın derim.

Kadınlar mı erkekleri, erkekler mi kadınları döver? Veya işkence  yapar..

Genelde erkekler döver ve kadınlara işkence yapar, kötülük eder.

O halde bu iki kul arasında bir anlaşmazlık var demektir.

Ya kadında, ya da erkekte bir hata var, ya da her ikisinde de..

Dikkat edilmesi gerekirse,  Kadına şiddeti önleme gibi makul ve masum bir kılıf altında, dolaylı maddeler ve ek protokollerle eşcinsellik, lezbiyenlik ve kadına sınırsız serbestlik gibi ahlâksızlıkları devlet koruması altında meşrulaştırıp yaygınlaştırmayı amaçlayan bir İstanbul Sözleşmesi gündemde..

Kavganın, cinayetin olduğu yerde huzur ve mutluluk arayamazsın..

Mutluluk biter, Aile çöker, yok olur.

Kocası eşini döverse, ona kötülük yaparsa, kadın da şikayetçi olursa erkeklerin savunması dahi alınmadan evden uzaklaştırma kararı verilerek, o koca verilen süre içinde evine yaklaşamaz ve ailesiyle birlikte oturduğu o giremez.

Süre biter, koca eve gelir, sonuçta o evde huzur, mutluluk ve yaşam tehlikeye girmiştir.

Ne olursa, o zaman esas şiddet başlar..

Çünkü, karı-koca artık birbirine düşman olmuşlardır.

Sizin sözleşmeniz yerin dibine batsın.. Ne oldu şimdi bu sözleşme yasasının iptali isteniyor.

Çünkü,  

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ” kadınları koruyamadı.

Şimdi sosyal medyada bir çok kadının profilinde “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KORUR” diye paylaşımların arttığını görüyoruz.

Yani kadınlar yasanın iptal edilmesini istemiyor..

Avrupa ve Türkiye istatistiklerine bakarsanız, yasa  yanlış bir uygulamanın olduğunun farkına 15 yıl sonra varılmış..

Peki, aile bireyleri içinde huzuru ve mutluluğu  sağlamak sadece erkeğe mi aittir?

Hep  erek mi suçludur?

Tabiiki; kadınlarımıza da büyük görevler düşmektedir. 

Erkeğine hizmet etmeyen, hürmet göstermeyen bir kadın her zaman şiddet görmeye maruz kalır.

Hayatın müşterek olduğuna göre; yuvanın kurulmasında huzurun sağlanmasında  kadınların öncü olduğu  kaçınılmaz  bir görev olduğunu biliyoruz.

Söz konusu yasa, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzalanan ve 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi)” Avrupa Konseyi tarafından desteklenmekte ve Avrupa devletlerini hukuki olarak sorumlu tutmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi, kadına karşı şiddet ve aile içi şiddet konularında temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası bir sözleşmedir.

“İstanbul Sözleşmesi”, kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi, korunması, şiddet durumunda etkili yargılamanın yapılması ve kadın-erkek eşitliğinin etkili şekilde sağlanmasını amaçlamaktadır ve bugüne kadar 46 ülke ile Avrupa Birliği tarafından imzalanarak kabul edilmiştir.

Yine, 8 Mart 2012 tarihinde çıkarılan 6284 sayılı “Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun” şiddete karşı güvencedir.

Bu yasa ile şiddete uğrayan ya da uğrama riski bulunan kadınların, çocukların ve aile bireylerinin korunması ile şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak önlemler açıklanmıştır.

Aksine bu kanun kadınlar korunsun diye çıkarılırken, kadın cinayetleri daha da çok artmıştır.

Her gün yaşamın her alanında kadınlar öldürülmekte ve şiddete maruz kalmaktadır. Kadın cinayetlerinin arttığı bugünlerde, İstanbul Sözleşmesine karşı da saldırılar artmaya başladı.

O’nun da neredeyse % 99’u erkekler diyebiliriz.

Şimdi yanlışın farkına mı varıldı.

24 Kasım 2011 tarihinde TBMM’de oturuma katılan 247 milletvekilinden bir çekimser dışında 246 milletvekilinin oylarıyla kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme gündeme geldi.

Nedeni ise;

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ”  kadınları koruyama yerine aksine daha kötü sonuçları doğurdu..

Bence bu sözleşmeye karşı çıkan gericiler, tarikatlar, cemaatler ve bazı aydın insan taklitleri İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkmaktadırlar.

Bu sözleşmenin “Türkiye'nin başına zabıta diktiğini” söyleyenler ve bu sözleşmeye karşı çıkanların doğru yaptığını sananlar, yargının altın çağını yaşadığı hayalleriyle avunmaktır.

Yine 18 yaş altı, (12-17 arası) erkek ve kız çocukların; güya karşılıklı rızaları ve cinsel deneyim kazanmaları için kendi aralarında her türlü çarpık ve sapık ilişkiyi serbest bırakan Lanzarote Sözleşmesi’nin  (Çocuk hakları sözleşmesi) yürürlükte kalmasını, hem CHP ve destekçi yan kuruluşları, hem de iktidarla yakınlığı olan KADEM gibi kuruluşlar ortaklaşa sahiplenip savunmaktadır.

Bu sadece bir toplumun çöküş belirtilerinin ortaya çıkmasına işarettir.

Her nedense yönetim düzeni nedeniyle şiddet uygulanması ve ölüm olayları da artmaya başlamıştır.

Bu şiddet, kadın cinayetlerinde 2002 yılından günümüze kadar yaklaşık %1700 oranında artmıştır. 2002 ile 2020 yılları arasında 200 binden fazla kadın cinsel saldırıdan mağdur olmuş ve on binden fazla kadın öldürülmüştür.

Son duyduğumuz sözler şiddeti artırmaya yeterlidir.

 “Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum, kadına şiddet abartılıyor” , “Kadın iffetli olacak, herkesin içinde kahkaha atmayacak”,

“Tecavüzcü, kürtaj yaptıran kadından daha masumdur”, “Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar.”

 “Babanın öz kızına şehvet duyması helaldir” ve benzeri fetvalar vermesi de, kadınlara şiddet ve cinayetlerini artıran nedenlerindendir.

 Son yapılan araştırmalarda Dünyada her gün 137 kadın öldürülmektedir. Ülkemizde 2018 yılında 440; 2019 yılında 474; 2020 yılının ilk altı ayında 248 kadının öldürüldüğü göz önüne alınırsa, kadınlara ne kadar değer verdiğimiz ortaya çıkmaktadır.

Ulu önder Atatürk; “Şuna inanmak gerekir ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” sözleriyle kadınları yüceltirken, günümüzde kadına yapılan şiddet, taciz ve öldürme olayları alıp başını gitmektedir.

Yani “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ” kadını kurtarma sözleşmesi değil, kadını öldürme reçetesi haline gelmiştir.

Kadın sözleşmeyle kurtulmaz, kadın eğitimle, medeniyetle, refah ortamında yaşarsa kurtulur.

Facebook Yorum

Yorum Yazın