2 - SİTE EN ÜSTÜ - ORDU KÜLTÜR OCAK AYI
4 -İnka Tescil İnternet Hizmetleri OTO SOLO YAN TARAF SAĞ
Yener TURAN

Yener TURAN

Mail: turanyener082@gmail.com

AYARIMIZ KAÇTI..!..

Artık hiçbir şey daha ayar tutmuyor.

Ekonomide, sağlıkta, geçimde, ithalatta, ihracatta ve her attığımız adımın yaşantısı artık ayar tutmaz oldu.

Kantara çıkıyoruz, onun da ayarı kaçmış.. Ne kadar, nereye kadar devam eder, artık önümüzü göremez olduk.

Sabah kalk zam, akşam yat zam..

Daha asgari ücreti cebine sokmayan işçi almadan vermeye başladı.

Geriye bakacak olursak, 1980 yılında enflasyon %107 olarak gerçekleşti. Aradan geçen yaklaşık 42 yıla karşın, serbest piyasa ekonomisine bırakılan ekonomimiz hiç ayar tutmamış, sürekli iniş ve çıkış yaşayarak, büyük sıkıntılara neden olmuştur. 1994 ve 2001 yıllarında da krizler yaşanmış ve hep kemer sıkma politikasıyla bugünlere gelindi. Ama, hala orta yollu da olsa bir ayar tutturamadık..

Planlı kalkınma modeliyle ülkenin gereksinim duyduğu her türlü malın ülke içinde üretilmesi anlayışıyla dış alımın yerini tutan bu kararlar ile dış satıma (ihracata) dayalı bir ekonomik modeli benimsedi. Ayrıca döviz alım satımı serbest bırakıldı, dış alım (ithalat) serbestleştirildi. Yabancı sermaye yatırımları teşvik edildi, kademeli olarak sosyal devlete son verildi. Döviz piyasası üzerindeki kontroller kaldırıldı, faiz oranları serbest bırakıldı, fiyat kontrol ve sınırlamaları kaldırıldı, özelleştirmeler başladı.

Bu ülkede AKP iktidarıyla birlikte devam eden serbest piyasa ekonomisi ile bugün daha da büyük bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. Planlamaya son vererek, üretimden uzaklaşmak, dış alım, yanlış kur politikası ve dövize bağımlı olmanın sonucunda gelinen nokta üzücüdür.

Çünkü ayarı kaçtı.

Türk Lirası’nın sürekli değer yitirmesi, yurttaşların alım gücünü düşürmektedir. Bunun yanında hayat pahalılığının artmasına neden olduğu gibi yoksulluk,  işsizlik devam etmektedir. Kasım ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 3.192 TL, yoksulluk sınırı 10.396 TL oldu. Enerji fiyatlarındaki büyük artış ve yüksek dış borç ekonomiyi zorlamaktadır.

Biz istiyoruz ki tüm siyasi partilerden yönetime talipsiniz, bizlere ne yapacaksınız onu söyleyin? Milleti birbirine düşman etmeyin.

Mesela “Borç-faiz-zam-vergi ekonomisi” yerine,

“Üretim-istihdam-ihracat” odaklı ekenomiye geçilmeden TL’nin değeri korunamaz.

Kaynak üretilmesi (Milli Kaynak Paketleri)

(Borçsuz, Zamsız, Vergisiz, Devlet malı satmadan)

 (Önce Millet, imtiyazlıların kayırılmasına son)

İstifa son;

Mutlaka denk bütçe, Kamu tek hesabı (Faiz giderlerinin azaltılması ve sıfırlanması)

İstihdam oluşturma (81 ilimize yüzlerce Refah Projesi)

Üretim-istihdam-ihracat seferberliği,

81 ilimizde yüzlerce yüz güldüren proje,

Tarım ve hayvancılıkta, Sanayi ve teknolojide, üreten ve ihracat eden  Türkiye Dış Ticaret açığının kapatılması.

Dar gelirli milyonların alım gücünün arttırılması;

İşçi-memur-emekli maaşlarına gelir gelmez %70 zam, Çiftçiye en yüksek taban fiyatları, tüm mahsulüne alım garantisi, ucuz mazot ve elektrik, girdi maliyetinin düşürülmesi.

İşci-memur-emekli-çiftçi-esnaf üzerinde ki ekonomik yüklerin kaldırılması ve yeterli gelir elde edilmesini  sağlayacak adımların atılması,

Devlet eliyle tarım da ve sanayide üretim ortamının oluşturulması,

Tarım ve hayvancılıkta,Sanayi ve teknolojide üretilen,ihraç edilen,zenginleşen TÜRKİYE vaad edin ekranlardan kin kusmayın.

Proje  sunun bizlere. Bir ayarda durun..

Daha bir yıl önce 2021 yılı Ocak başında 7,4 TL olan dolar, bugünlerde 18 TL’ye dayandı; yazımı yazdığım andan itibaren de artmaya devam ediyor. Ha bir gecede düştü. Acaba neden?  Akaryakıt zamları neredeyse günlük devam ediyor. Benzin ve Mazotun 2021 Ocak ayında 7,1 iken bugünkü fiyatlara yetişilmiyor. Onun da ayarı bozuldu..

Ülkemizi ekonomik bataktan çıkarmak için öncelikle yolsuzluk, rüşvet ve israfa son verilmelidir. 128 milyar doların hesabı sorulmalıdır, yap-işlet-devret projeleri için garanti ödemelerine son verilmelidir.

24 Ocak 1980 kararlarından beri uygulanan ekonomik modelin özü dövize bağımlılık ve sürekli borçlanmadır.Bu model Türkiye’yi üretmeden tüketen, borçlanarak lüks yaşayan bir topluma dönüştürdü.

Koronavirüs Covid 19 çıktı.

Sağlığımız bozuldu..

Anamıza, babamıza, evladımıza sarılamaz olduk.

Akrabalık, arkadaşlık, dostluk bozuldu.

Maskeler takarak birbirimizi tanıyamaz olduk.

Daha doğrusu psikolojimiz bozuldu.

Ahlakımız da bozuldu.

Ayarımız kaçtı.

AYARIMIZ KAÇTI..!..

Artık hiçbir şey daha ayar tutmuyor.

Ekonomide, sağlıkta, geçimde, ithalatta, ihracatta ve her attığımız adımın yaşantısı artık ayar tutmaz oldu.

Kantara çıkıyoruz, onun da ayarı kaçmış.. Ne kadar, nereye kadar devam eder, artık önümüzü göremez olduk.

Sabah kalk zam, akşam yet zam..

Daha asgari ücreti cebine sokmayan işçi almadan vermeye başladı.

Geriye bakacak olursak, 1980 yılında enflasyon %107 olarak gerçekleşti. Aradan geçen yaklaşık 42 yıla karşın, serbest piyasa ekonomisine bırakılan ekonomimiz hiç ayar tutmamış, sürekli iniş ve çıkış yaşayarak, büyük sıkıntılara neden olmuştur. 1994 ve 2001 yıllarında da krizler yaşanmış ve hep kemer sıkma politikasıyla bugünlere gelindi. Ama, hala orta yollu da olsa bir ayar tutturamadık..

Planlı kalkınma modeliyle ülkenin gereksinim duyduğu her türlü malın ülke içinde üretilmesi anlayışıyla dış alımın yerini tutan bu kararlar ile dış satıma (ihracata) dayalı bir ekonomik modeli benimsedi. Ayrıca döviz alım satımı serbest bırakıldı, dış alım (ithalat) serbestleştirildi. Yabancı sermaye yatırımları teşvik edildi, kademeli olarak sosyal devlete son verildi. Döviz piyasası üzerindeki kontroller kaldırıldı, faiz oranları serbest bırakıldı, fiyat kontrol ve sınırlamaları kaldırıldı, özelleştirmeler başladı.

Bu ülkede AKP iktidarıyla birlikte devam eden serbest piyasa ekonomisi ile bugün daha da büyük bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. Planlamaya son vererek, üretimden uzaklaşmak, dış alım, yanlış kur politikası ve dövize bağımlı olmanın sonucunda gelinen nokta üzücüdür.

Çünkü ayarı kaçtı.

Türk Lirası’nın sürekli değer yitirmesi, yurttaşların alım gücünü düşürmektedir. Bunun yanında hayat pahalılığının artmasına neden olduğu gibi yoksulluk,  işsizlik devam etmektedir. Kasım ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 3.192 TL, yoksulluk sınırı 10.396 TL oldu. Enerji fiyatlarındaki büyük artış ve yüksek dış borç ekonomiyi zorlamaktadır.

Biz istiyoruz ki tüm siyasi partilerden yönetime talipsiniz, bizlere ne yapacaksınız onu söyleyin? Milleti birbirine düşman etmeyin.

Mesela “Borç-faiz-zam-vergi ekonomisi” yerine,

“Üretim-istihdam-ihracat” odaklı ekenomiye geçilmeden TL’nin değeri korunamaz.

Kaynak üretilmesi (Milli Kaynak Paketleri)

(Borçsuz, Zamsız, Vergisiz, Devlet malı satmadan)

 (Önce Millet, imtiyazlıların kayırılmasına son)

İstifa son;

Mutlaka denk bütçe, Kamu tek hesabı (Faiz giderlerinin azaltılması ve sıfırlanması)

İstihdam oluşturma (81 ilimize yüzlerce Refah Projesi)

Üretim-istihdam-ihracat seferberliği,

81 ilimizde yüzlerce yüz güldüren proje,

Tarım ve hayvancılıkta, Sanayi ve teknolojide, üreten ve ihracat eden  Türkiye Dış Ticaret açığının kapatılması.

Dar gelirli milyonların alım gücünün arttırılması;

İşçi-memur-emekli maaşlarına gelir gelmez %70 zam, Çiftçiye en yüksek taban fiyatları, tüm mahsulüne alım garantisi, ucuz mazot ve elektrik, girdi maliyetinin düşürülmesi.

İşci-memur-emekli-çiftçi-esnaf üzerinde ki ekonomik yüklerin kaldırılması ve yeterli gelir elde edilmesini  sağlayacak adımların atılması,

Devlet eliyle tarım da ve sanayide üretim ortamının oluşturulması,

Tarım ve hayvancılıkta,Sanayi ve teknolojide üretilen,ihraç edilen,zenginleşen TÜRKİYE vaad edin ekranlardan kin kusmayın.

Proje  sunun bizlere. Bir ayarda durun..

Daha bir yıl önce 2021 yılı Ocak başında 7,4 TL olan dolar, bugünlerde 18 TL’ye dayandı; yazımı yazdığım andan itibaren de artmaya devam ediyor. Ha bir gecede düştü. Acaba neden?  Akaryakıt zamları neredeyse günlük devam ediyor. Benzin ve Mazotun 2021 Ocak ayında 7,1 iken bugünkü fiyatlara yetişilmiyor. Onun da ayarı bozuldu..

 

Ülkemizi ekonomik bataktan çıkarmak için öncelikle yolsuzluk, rüşvet ve israfa son verilmelidir. 128 milyar doların hesabı sorulmalıdır, yap-işlet-devret projeleri için garanti ödemelerine son verilmelidir.

24 Ocak 1980 kararlarından beri uygulanan ekonomik modelin özü dövize bağımlılık ve sürekli borçlanmadır. Bu model Türkiye’yi üretmeden tüketen, borçlanarak lüks yaşayan bir topluma dönüştürdü.

Koronavirüs Covid 19 çıktı.

Sağlığımız bozuldu..

Anamıza, babamıza, evladımıza sarılamaz olduk.

Akrabalık, arkadaşlık, dostluk bozuldu.

Maskeler takarak birbirimizi tanıyamaz olduk.

Daha doğrusu psikolojimiz bozuldu.

Ahlakımız da bozuldu.

Ayarımız kaçtı.

Facebook Yorum

Yorum Yazın