DARBE – İHTİLAL!..
ihtilal : 1. büyük ve ani değişiklik, 2. bir memleketin siyası" yapışım, fikri temellerini güç kullanarak ortadan kaldırma ve onların yerine yeni düzeni, genel kuvvete dayanarak yerleştirme.
Darbe: Kurulu bir hükümetin veya politik sistemin zorla ve tamamen yıkılması;ülkede var olan sistemin köklü olarak değiştirilmesi zor kullanarak hükümeti devirme hareketi demektir. En azından darbe girişimi bunun için yapılır. Başarılı olur veya olmaz.
SİVİL darbe sabaha karşı askeri kışla ve garnizonlara, televizyon ve radyolara, başta Merkez Bankası olmak üzere bütün bankalara el koyarak yapılmaz.
Sivil darbe yasa ve yönetmelik çıkartarak, yasaları saptırarak, okulları ve memur kadrolarını ele geçirerek, yeni “müsteşarlıklar” kurarak yapılır. Toplumsal yapı mutasyon geçirir ve toplumun genleri değiştirilir, zihinsel yapısı hormonlanır. Yavaş yavaş ve hazmettire hazmettire ülkenin üniter yapısı değiştirilir.
Şimdi Ülkemize bakalım. Ülkemiz, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Yani sistem bunun üzerine kurulmuştur. Ancak şu anda ülkenin genelinde hakim olan fikir laik devlet yapısının değiştirlmesi girişimleri olduğudur. Sisteme yapılan bu tip saldırılar karşısında sistem her şeyiyle kendini korumaya yönelecektir. Meclisine gücü yetmezse Sistem kendini Cumhuriyeti savunan insanlarıyla korur. Cumhuriyeti savunan partileriyle korur. Gücünü Anayasadan alan mahkemeleriyle, hukukuyla korur. Tabi ki Silahlı Kuvvetleriyle korur.
Şimdi bu sistemi koruma adına açıklama yapan Silahlı Kuvvetlerimiz mi darbe hazırlığı yapmaktadır, yoksa ülkenin sistemini kendi ideolojisine dayandırmaya çalışan ve onun hazırlıklarını yapan parti mi darbe hazırlığı yapmaktadır, yoksa darbeyi başlatmış mıdır, ya da dikte mi etmektedir bunu da çok iyi düşünmek ve değerlendirmek lazım.
Ülkemizde milletin en çok güvendiği ve milletin kaderini elinde tutan üç kurumdan biri milletin meclisi, Türk adalet sistemi, diğeri de Türk Silahlı kuvvetleri. Milletin meclisinde salt çoğunluğu ele geçiren bir parti ülkede sadece kendi fikirleri doğrultusunda olmadığı için iki kurumun üzerine gitmeye devam ederek ilerde kendilerine sıkıntı yapacaklarını düşündükleri kişileri de bir gerekçeye dayandırarak birer birer etkisiz hale getirmeye devam etmekte ve en son bu şahısların önünü kesecek anayasa değişikliğini de düşünmektedir.
Ülke içerisinde şu anda hükümet tüm ülkenin kaderini etkileyecek kararları tek başına alabilme gücüne sahip olmuş ve kılıçlarını bilemiş ha bire vurduğu kolu kesmeye devam etmektedir. Bu işin sonunun nereye gideceği meçhul olup yargı ve silahlı kuvvetler iyice yıpratılmaya çalışılmaktadır.
Milletvekili sabahat TUNCEL Viranşehirde öldürülen teröristlerin anısına düzenlenen törene katılarak istiklal marşı söyletmeden bir dakikalık saygı duruşunda bulunmuş ve daha sonra yaptığı konuşmada ise; başbakan Erdoğan Kürdistana gelsin, Kürdistan halkının ihtiyaçlarını yerinde tesbit etsin şeklinde açıklama yapmıştır. Neresi bu Kürdistan başbakanın bulunduğu meclisin milletvekili bu tür bir konuşmayı nasıl yapıyor. Milletvekilleri kendi dokunulmazlıklarını neden kaldırmıyorlar, ülke aleyhine suç işleyen birilerinin meclise getirilmesine neden engel olmuyorlar?.
Neden gerçek teröristle uğraşmıyorlar ya da duymazdan geliyorlar da 6 yıl önce yapılmış ancak uygulanmamış ya da uygulanamamış bir darbe planı varmış diye bu kadar insanı terör örgütü mensubu gibi topluyor.
Eğer hükümet PKK terör örgütünün üzerine Ergenekon ya da balyoz operasyonu gibi gitseydi şu anda ülkede terör olmaz, balyoz operasyonunda belirtilen darbe hesapları gibi konular da zaten gündeme gelmezdi. Partisini kendisi kapatacak bir meclis tasarlayan hükümet hala terör örgütünü açıktan destekleyen milletvekillerinin dokunmazlığını kaldırmadığı gibi 300 civarında olan dokunmazlığın kaldırılması ile ilgili dosyadan henüz bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması kabul görmemiştir. Daha dokunulmazlığı ortadan kaldıramayan meclis ana yasasını değiştirmek istemektedir. Ne kadar sağlıklı olup olmayacağını bilemiyoruz tabii…
Başarılı olunan konu kendilerine dokunmayan yılan bin yaşasın, Sabahat TUNCEL’in hükümete ne zararı var zate ertesi gün aynı çatı altında oturuma girecekler, önemli olan kendilerine zarar getirecek kişileri darbe marbe yapar düşüncesiyle toplayarak içerde tutup bir bahane ile etkisiz hale getirmek. Yaa ne darbesi, bu insanların hepsi görevlerinin başında iken yapamadıkları darbeyi emekli olduktan sonra mı yapacaklar.
Birtakım iç hesaplaşmalara ve çıkar çatışmalarına alet olmayın… bırakın darbeyi kimse yapamaz zaten siz darbe yapanlara darbe yaptınız. Bu yaptığınıza ihtilal diyemeyeceğim yapılan hiçbir yenilik yok. Çağ atlayamadık, ekonomimiz düzelmedi, kültür seviyemiz artmadı. Aksine insanların kimseye güveni kalmadı, halk yeterince yoksullaştı, sanayi geriledi, ekonomi ve bunun yanında iman da yeterince zayıfladı.
Ülkeyi nereye götürüyorsunuz, bırakın olmayacak darbe girişimleri ve şahsi emellerinizi bir kenara itin. Ülkeyi düştüğü kaos ortamından kurtarın, insanlara ekmek verin veya ekmek kapısı açın. İlaçlarını verin, eğitin, teknoloji ve bilimle tanıştırın, hiç bir şey bulamazsanız depreme karşı tedbir alın ama bu ortamda artık lale ekmeyi de bırakın…
Düşünmek gerek ihtilal mi, darbe mi, yoksa dikta mı, adını siz koyun..
Bu yazı toplam 274 defa okundu.